Maden İşçileri, Endüstri devrimi ve emek hareketi.

miners-Coal

Giriş –

“Kömür endüstri devrimi için ne kadar gerekliydi? Kömür ve buharın endüstri devriminin popüler görüngüsünün içerisinde olmasına rağmen bu devrim için pek fazla bir anlama gelmiyordu. Ancak tabii ki durum kömürü, teknolojik ilerlemeden ziyade yükselen ihtiyaçlar olarak gördüğümüzde tam tersiydi. Bunun yanında İngilterenin mülkiyeti altında bulunan maden kaynaklarının endüstri devriminin getirilerine hatırı sayılır bir katkısı vardı. Bu anlamda kömürün İngiliz ekonomisindeki yerini abartıyor olmak bir hayli zordur.”

Endüstri devrimi diyince akla nasıl kömür çelik ve teknolojik ilerleme geliyorsa aynı zamanda bu hareketin geleceği de geliyor. Bu anlamda bu endüstrinin yalnızca rakamlardan değil aynı zamanda işçilerden ve onların mücadelesinden de mütevellit olduğunu hatırlamakta fayda var. 1940’lardaki paradigmaya göre kapitalizmin bir işçi hareketi tarafından sosyalizme evriltmesinin Batı tarihinin geleceğini temsil ettiği fikri bir yer buluyordu. Bu sıralarda “emek hareketi” denilen şey her zaman hareketin yönünü tarif edemiyor olabilse de bir kaç tanımsal ayrımları gözetebiliriz.

Emek hareketinin tarifini yapacak olursak: Sendikaların karmaşık bir örgütlülüğü, siyasi partiler, çalışma grupları, eğitimle ilgili gruplar vb. Bu anlamda sınıf dayanışması kendi öz taleplerini bir araya getirebilen üyelerden oluşuyor ve pek tabii ki pek çok diğer çıkar grupları tarafından da tehdit halinde bulunuyordur – kapitalistler, fabrikatörler, finansörler, toprak sahipleri, yargıçlar, kimi köylüler, avukatlar vb. Emek hareketi ve endüstri devrimini bu bağlamda Marksizm ile beraber düşünebilmek için, öncelikle kömür ocakları işletmelerindeki grev hareketlerine bakmamızda bir fayda olacaktır kanaatindeyim.

Bu konuda başlıca İngiliz endüstilerinin tarihlerinin hala yazılmamış olmasını akılda tutmakta fayda var. Maden ocaklarının yüksek derecede bölgeselleşmiş ve göçebe çalışma tarzı özellikle de 1870’den önce klasik anlamdaki dökümantasyonu, yani rakamlar ve sarfiyat gibisinden kaynakları bırakmıştır ve bu aynı zamanda olaylara sermaye tarafından bakılmayı mecbur kılar. Ancak eğer sözlü anlatıma dayalı tarihe dönecek olursak belki bir şeyleri kazıyabilme imkanımız olacaktır, çünkü bu konuda sendikalar bile tarihlerinden beklendiği üzere çeşitli endüstri hesaplarının ötesine geçebilmiş değildir.

Bunun yerine toplumsal bir varlık olarak madende ve ailesiyle maden işçisinin portesini çizmek daha yerinde olacaktır kanaatindeyim. Ancak 1870’den sonrasında bile sektör ilerleyip genişledikçe ve yaygınlaştıkça bile bunun yapılamadığı gerçeğini görüyoruz.

Maden ocağında çalışan ve orada bulunan kendisinin ilk elden tanıklığından başka elimizde bununla ilgili pek az veri vardır. En temel bilindik belgesel biçim içerisindeki en temel veri bile yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duymaktadır. Bunun en başında olarak ortalama maaş çizelgesi ve net ödemeler geliyor. Konu madencilik olunca ödemelerin hala elimizde bulunan verilere göre gerçekçi bir çizelgesini çıkartmak hala mümkün değil. Emekli bir maden işçisi olan Somerset adındaki bir madencinin yevmiyelerin ne kadar düzensiz ödendiğini 1914’ten önce çalıştığı Radstock madeninde olarak anlattıklarına bakacak olursak, ne resmi bir ödeme usulü ne de belirli bir maaş bordrosu ve sigortaları var.

Emek hareketi ve paradigmanın durduğu yerden bakacaksak, sokak protestoları ayaklanmalar ve benzeri şeylerin toplumu değiştirebileceği yerden bakıyoruz demektir ki bu bunun başlıca öğeleri arasında toplumun geliri zenginliği ve onuru yatmaktadır. Şimdilerde ise toplumun bu yönde bir değikliğe uğratılmasından ziyade gelir dağılımının düzeltilmesi ve işçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesiyle uğraşıyor bulunmaktayız. Tabii ki şu iki öğe, sınıf bilinci ve yapıya dair bir dönüşüm planı olmadığı sürece bir “hareket” sözcüğünü kullanmanın yersiz olduğu da aşikaredir. Ancak maden işçilerinin endüstri devrimi içerisindeki bu eski ve önemli rolünün bulunduğu nokta hala emek hareketinin başlıca payandalarından biri olabilmeye mukadderdir.

 

Derleyen toplayan: Yiğit Özdemir

Kaynaklar:

Unions Between Class and Enterprise

Ronald Dore

Industrielle Beziehungen / The German Journal of Industrial Relations
Jahrg. 3, H. 2 (1996), pp. 154-172

“The Miners: The Relevance of Oral Evidence”

Christopher Storm-Clark

Oral History
Vol. 1, No. 4, The Interview in Social History: Part 1 (1972), pp. 72-92

Coal and the Industrial Revolution, 1700-1869

GREGORY CLARK and DAVID JACKS

European Review of Economic History
Vol. 11, No. 1 (APRIL 2007), pp. 39-72

14.05.2014

Advertisements