Asansör

Asansör yükseliyordu, hiç durmamacasına. Asansörde olmayanlar bile hiç şaşırmıyordu buna. Durmadan yükselmeyen bir asansör ancak alçalıyor denebilirdi, bizim konumuzda ise bu mevzubahis bile değildi.

Yerlere laminant kaplı tamı tamına 100 bin lira harcamış olduğum seramikleri döşetiyordum. Hepsi ayrı bir renkteydi. Gaziantep’deki müzedeki eserlerin bir benzerini büyük yüksek katlardaki evimin zeminine yaptırtacaktım. Bunu görenler bu antik Tanrıların ruhları üzerinde tepineceğimi zannederek hayretlere düşüyorlardı. Neden bunu yaptığımı ise size ancak daha sonra anlatabilirim.

Daha sonra ahizelerim geldi. Hepsi Sovyet mimarileri içerisinde kullanılmış olan modellerin birer replikasıydı. Bu ahizeleri yalnızca bir günlüğüne çalıştırmak bir gecekondudaki bir günlük sarfiyatın tam otuz katını gerektiriyordu. Bu onların tam 1 aylık elektirik faturaları demekti. Zenginlik ve bütün para elimdeydi, ve biraz da zevkim vardı. Daha başka neyim vardı ki, ben de bunu böyle yapmaya devam ettim.

Hemen peşinden ise klozetler geldi. Altın klozetler gibi bayağılıklara kaçmadım tabii ki. Hemen gümüşten bir klozet döktürdüm ve üzerini alışılmadık bir şekilde bombe haline getirdim. Böylece tuvaletten kalkarken yüzümü ve tavanı hiç olmadık bir şekilde izleyebiliyordum. Çünkü tavanda da tavanın sathına uygun büyük boy tuvaller monte edilmişti. Şimdi bu garip gümüşi çerçeveler içerisinde adeta bir akıl hastanesine benzeyen bu ev içerisindeki sadeliği aramak işini yalnızca ve yalnızca salona bırakıyordum.

Tabii ki ben bir akıl hastası değildim, tavana astığım tuvaller de öyle dağ manzaraları falan değildi. Onlar ancak meyhaneleri ve kahvehanelerin bitap düşmüş duvarlarını süsleyebilirdiler. Ben ise son moda bir Modern sanatçının yekpare bir renkten oluşturulmuş bir tuvalini seçmiştim. Bu tuval bu ev içerisinde kullandığım şimdiye kadarki en pahalı şeylerden biriydi.

Ardından ise pencereler geldi, pencereleri sevmiyordum. Pencerelerin içerisinden baktığım şeyleri yine keyfime göre düzenleyebilirdim. Çünkü asansörde ve çok yüksekteydim, ancak pencereler. Ah onlar yok muydu, o klasik varakları ve üzerlerindeki büstleriyle tam nefret edilesi şeylerdiler doğrusu. En grotesk olanlarından bile haz edemez hale gelmiştim.

Ben ki böylesine bir züppe olarak adlandırılmaya değer bir şahsiyet, şimdi bu bir apartmanın 12. Katındaki bir asansörde tam 17. Kata çıkmak üzere bekliyordum. Binalar eski usûl oldu mu bu kadar kat olmaz diyorlardı, binaların orjinalliği, evet hep bu sözcüğü kullanıyorlar orjinalliği bozuluyormuş. Hadi ordan! 5 katlı bir apartmanın üzerine eşdeğerli bir 12 kat daha çıktığınız müddetçe, aslını yeniden üretebilirsiniz demektir. Ama anılar falan da filan, şehir mizanpajı da zart da zurt. Bu gibi dalaverelerle paramı hep fabrikatörlerin ellerinde çar çur etmiştim zaten, şimdi ise yalnızca hafriyatla uğraşıyordum. Ve tamı tamına 12. Katta mahsur kalmış bekliyordum.

Neden bilmiyorum, burada beni bir düşünce aldı. Asansörlerin, bu üzerinde fazladan bir 12 kat çıkılmış binanın asansörünün neden tam da bu katta takıldığını ben de anlayamıyordum. Hem bugünlerde mideleri bile fırınlarda pişirip hastalara servis ediyorlarmış duymadınız mı? Mideler, böbrekler, istiridyeler ah şimdi şu benim oturduğum devasa apartmanın 72. Katındaki lokantada olsaydım. Tam mideme layık şeyler, şarabın ise ucuzunu artık sokak köşelerindeki şarapçılara bıraktım. Gerçi öyle ya, onları da artık topluyorlarmış. Kamu hizmetine sokmaları gerekiyorlar onları aslında. Biraz çalışmayı öğrenmeliler!

Ve bizi kapıdan dışarı yine bir çilingir çıkardığında biraz olsun ferahlamıştım. 17 katlı bir apartmanda oturmak neye benzer tahmin edebilirim tabii ki, ancak 12. Kattan aşağı düşmek tahmin ediyorum ki katlanılamaz bir şeydir. Sanırım ilk gördüğüm tuvalette kusmam gerekecek, tabii yine asansörü olan bir yer bulursam. Biliyorsunuz bugün her gördükleri umumi tuvaleti sağlık kurallarına uygunsuzluğundan otel yapıyorlar. Otellerin tuvaletlerine işeyen köpekleri de görmüştüm, tabii tasmaları yoktu gerçi ama sahipsiz değildirler herhalde.

Bu dünyada her şeyin bir sahibi vardır, en azından ben asansörle çıkılabilecek bir tuvalet ararken en çok da buna inandım. Hepinize hörmetler efendim

07.11.2014

Advertisements