Bertrand Russell, savaş karşıtlığı ve dindarlık üzerine tezler

bertrand-russell

Bertrand Russell

Bugün hiç de bu taslak halinde duran yazıyı bitirecekmiş gibi hissetmememe rağmen yine de belli bir kaç meseleyi göz önünde bulundurup bir şeyler yazmam gerektiğine kanaat getirdim. Hani öyle kenarından köşesinden değinilebilecek bir konu da değil ancak lafı yine de bir oluruna getirip bu kelimelerin neler ifade ettiğine bir bakalım istedim.

Bertrand Russell’ın artık neredeyse her sol kanat CHP’li halk insanının kütüphanesinde bulunabilecek Bilim ve Din isimli kitapçığının yanında kendisinin savaş sırasında oluşabilecek İngiliz faşist partisinin savaş kışkırtıcısı politikalarına sessiz kalmadığını, olanca gürlüğüyle sesini yükselttiğinden zaten haberdarız. Hatta bu vesileyle pek çok Beatles üyesinin yanı sıra İrlandanın politik hakları bir kenarda tutularak merkez sol politikalara pas çıkartabilecek şekilde Paul Mccartney’nin, kendisini John Lennon’la beraber henüz ortalıklarda The Beatles diye bir şeyler varken görmeye gitmiş olduğu da hala hatırımızda.

Ancak Bertrand Russell’ın, dönemi açısından liberal kanat içerisinde tasnif edilebilecek bir tarafının yanı sıra önemli de bir özelliği kadınlar konusunda, döneminin Engels tarafından da tespiti çokça ve güzel bir şekilde yapılmış İngiliz orta-sınıf tutuculuğuna karşı kesici bir tonda sol sosyal demokrat bir çizgiyi ısrarla sürdürmüş olabilmesidir.

Kadının kayıtsız kürtaj hakkını ilk olarak destekleyenlerden biri yine kendisidir ve bu şekilde yalnızca kadının haklarını savunmakla kalmayıp aynı zamanda hali hazırda Britanya İmparatorluğu içerisinde bulunan, bir çok yerde de bu İmparatorluğun güneşinin batırılmasına karşı çabalara nüve olan bu kolonyal diskuru oldukça çıkmaza sokan başka bir problemi de burada ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hoca olarak ahlakı da Wittgenstein gibi zorlu bir aklı yola getirip üretmeye teşvik etmesiyle de kayda değerdir.

Neticede bir methiye yazmadığımıza göre günümüze dönerek söyleyecek olursak Bertrand Russell kadına karşı bakışını (ki rivayet odur ki eşi tarafından da bir riyakarlığa da uğramıştır) Din hakkındaki düşünceleriyle harmanlayarak dönemi içerisinde sol-sosyalist bir çizginin sağ kanadında sayılabilecek bir çizgiyi sürdüren sayılı insanlardan biridir ve bu özgüveni sömürülmediği sürece de bugünkü pek çok soruya ve yaygın yanlışlara da uzun erimli olmasa bile kısasından haklı ve de inandırıcı cevapları verebilecek bir şahıs olarak bulunmaktadır.

Ve hayır onu öldüremezsiniz çünkü o zaten halihazırda kitaplarıyla yaşamaktadır. Tek eksiği kadının göz yaşına fazla gönül düşürmesiydi herhalde, değil mi Dixy Willie?

-Öyleydi Bert, öyleydi…

04.11.2013

Advertisements