Badireler (şiir)

Badireler

 

Badirelerim bir altın kuşak gibi uçuşarak,

Ve yedi yenmiş bir savun gibi solarak

Kırk yedim ve yemişlerim tümüyle bütün

Sevgililerim hepsi yine de erişmiştim o’nun.

 

Kullarım ve sevgilim hepsi bir yedigüllü bayır

Sihirli bir değnektim ama altın bir kolana kondum.

Bu işte dönmek ki bir sakil kopya değmesiz hayır;

Silkelenip de kendime geldim evim yokmuş mu ne?

 

Sevgililer ve yıldırım nikahım hepsi bi’tamam

Yarende bir hatırın tüyleri gibi hafif bir gülnihal

Hepsi kopuk bir yıl gibi evlenirken müsahibimle,

Der eskilerim ah, yenilirken bir yılanlı eşiğimle.

 

“Konuş konuş hele bakayım,” dedi bakire elleriyle

Soluk bir baldırıçıplak gibi oynadığında gözleriyle.

Bir soluksuz kuş gibi emildiğinde karanlık,

Yıllanmış bir şarap gibi koyuldu ayvalarım e mi…

 

Ayvalar seslendirerek güneşini bilgiçlerin,

Sanki bir görmesiz oyun gibi yumruk yumruğa döğüştüler.

Sessizce ve sakince silkelenerek yerlerinden bir ufuk,

Sakil bir yedi çeşmenin eşsiz kıvılcımlara büründüler.

 

“Bana ufak atma,” dedi gergedanların vezir-i azamı,

Sanki elinde hiç görülmemiş tropik renkler vardı.

Ve tuttuğu gibi yezidin kuşlarını altından,

Hönkürerek bağırdı ki “salamura eyvallah amman!”

 

Badireler badireler çok atlatıldı çok, ancak böylesi

Hiç bilinmemişti borç bir yıllık gibi sakin bir uçuşta.

Sanki hiç bitmemiş bir duvar yazısının loş karanlığında

Sevgilim sen hiç uçmadın değil mi, sakınmasız.

 

Sakınsız sakınsız,

Sakınmasız.

Badirelerim hepsi toptan utanmasız.

 

25.10.2013

Advertisements