Lou Reed’in ölümü üzerine (devamı gelecek…)

LR_MMM_DVD_coverYazıyı fazla uzatmayacağım. Nev York şehri ve onun mutenaştırılmasıyla ilgili laflara da çokça girmek istemediğimizden olacak şöyle bir değinip geçeceğim.

En nihayetinde Bay Reed önemli bir şahsiyet olarak temel bir insani güdüyü ve ayaklanmanın karizmasını çizdirtmeden ayakta kalabilmeyi başarmış, kimi zaman önemsizce zaaflara düşmüş olsa bile yanılabilen insan bir kişiliktir. En azından ölmezden önce bize bunu sık sık hatırlatacak bir sürü de albümü olmuştur. Konuyu çok uzatmadan bu önemli şahsın verdiği özeleştirilere geri dönersek.

1- Metal Machine Music’i yaparkenki haleti ruhiyesini “kafam taş gibiydi abi” diyerek samimice cevaplandırmasını bilmiştir. Yani bir öz-bilince sahip kişidir.

2- Andy Warhol’la olan ilişkisini Open House isimli şarkısında (tabii ki John Cale ile beraber)  ve Songs for Drella albümünün boyunca afişe etmiş bulunmuş, bunun yanında Warhol’un bilhassa da 1971 sonrasında ne kadar da hasisleşmiş bir kişiliğe dönüştüğüne dair tarihsel notunu düşmüştür. Bir anlamıyla güncel problemlerimizi bilhassa da müziğe dair olarak açımlayabilmeye ve kimi eşikleri geçebilmemizi sağlayacak eleştirileriler vasfında üstlenmiştir. Bu tek başına bile önemli sayılabilecek bir iştir.

3- Nico’ya öyle, “abi değil yahu Lou de yeter” gibilerinden asıldıysa da makarasınadır. Asla ve kat’a gerçekçi bir tavırla yapmamıştır bunu. Yaptıysa da dedikodudur, iftiradır.

Benim açımdan Lou Reed‘in savunmasını vermek şu üç maddeyle bitecek gibi değildir, ancak yine de geçmiş yazılarımızla çelişmemek için de en azından bu şahsın ve Kadife Yeraltı’nın tarihsel anlamının bize ne ifade ettiğini açıklamak da elbette ki önemli bir şeydir. Yoksa Lou Reed’i anlatmaya kitaplar yetmez, bunun hepimiz farkında olduğumuzdan yazıyı da burada kesmek gerekir.

Çok yaşa kadife cehennemlerin eli kırbaçlı bekçisi. Seni bir viski kadehinde hatırlamak isteriz. Mısırlı olsun, Şerefe! (gerçi ben içkiyi yeni bıraktım ama yine de…)

27.10.2013

Advertisements