John Coltrane’in In a sentimental Mood (Hassas bir ruh hali içerisinde) isimli şarkısı üzerine

John ColtraneŞarkıyı Duke Ellington’ın bestekarlığı ile birlikte ufak bir zaman dilimi içerisinde tamamlayan ve kendi emprovizasyon becerilerini de sağlam bir beste temeli üzerinde yürütmeyi başarabildiği şarkılardan biri olarak In a sentimental Mood, Coltrane’in yalnızca ’59 sonrası Cezayir hükümetiyle olan anlaşmazlıklar ve işin kısası Siyahi halkın mücadeleleriyle anti-emperyalist politikalar arasındaki ilişkiyi daha yakinen kurmuş bir şekilde ancak romantizm ve özelde Alman dışavurumculuğu ile ilişkisi içerisinde yaptığı bu çeşitlemelerin en kıyak noktasında duruyor.

Şarkı özelinde konuşulmayacak kadar uzun meseleler gibi görünse de bu şarkı özelinde tartışılacak olan Özgür Caz ve ’69 sonrası Vietnam karşıtı politikaların pik yaptığı bir noktada fusion müziklerinin ve türlerin belli bir raddeye kadar yerini alması sanıldığından da önemli bir mevhumu ortaya çıkartmaktadır: Caz’ın mirasını siyahiler üzerinden Rock’n’Roll’a aktarmak isteyenlerle dosdoğru daha sezgisel bir açılım üzerinden Avrupa avangardıyla ilişkilendirmek isteyenlerin ruh halleri arasındaki uzun süreli ihtilafa.

Konu çokça dallı budaklı olsa da meselenin ufakça bir kısmına değinerek söyleyecek olursak, asıl önemli olan şeyin bu ayrımın siyahi yurttaşların mücadelesinin parçalanması üzere basın ve müzik medyası tarafından kışkırtıldığı zaten açık bir gerçektir. Ancak bunu söylemenin dışarısında ballad yani türkü formatının bir yere kadar kendi sahihliğini sürdürerek iki yol ayrımında da kendisine epeyce yer bulduğudur. Türkü formunu daha seküler ve de dünyevi tutmayı bilhassa da 1957’deki Cezayir çıkartmasından sonra seçen Miles Davis ile çıkartma sonrasında projeksiyonunu daha büyük ve gelecekteki bir mücadeleye tutmayı başarabilen bilhassa daha inanlı ve de batıni bir kültürü yaratmak ve geri yurduna döndürmek isteyen John Coltrane arasında bir ihtilaf olmadığı da, zaten 1978 tarihli John Coltrane’in karısı Alice Coltrane’in yaptığı Duke Ellington, 1958albümlerin seyirinde görülebilir: kısaca söyleyecek olursak çok fazla ihtilaf değil yalnızca haddinden fazla blues vardır. Halbuki zaten Miles’ın 1954 tarihli geçtiğimiz günlerde su yüzüne çıkmayı başaran Ballads and Blues adı altında yayımlanan albümü, her iki icracı ve bestecinin de zaten kurduğu ve kuracak olduğu enternasyonal dolayımları taşımaktadır.

En azından şu haliyle söylersek, her iki müzisyen de delilik ve bağımlılığa karşı kahramanca bir mücadeleyi arkalarından gelecek kuşaklar namına vermektedir. Dolayısıyla işin kestirmesinden söylersek yanlış bir taksimat yoktur, daha ziyadesiyle az gospel (ilahi) vardır. En azından bu şarkıyı önümüze koyduğumuzda John Coltrane için bunu söyleyebiliyoruz. Çok yaşa tenör saksafonun o ölümsüz peşrevi! Çok yaşa Dizzy Gillespie’nin mezarına tükürmeyen Duke Ellington ve benzeri Caz büyükleri!

Advertisements