İspanya İç Savaşından bir Kare

Oğulcan Y. Özdemir

american soldier-robert kapa

Kan it gibi ürüyordu. Kan, it gibi ürüyordu ve hava buz gibi soğuktu. Havanın bu soğukluğu midemize dokunuyordu ve İspanya’nın bunu bize yapması, o daha da beteriydi işte işin. İspanya iklimi doğası ve kışıyla bize bunu yapıyordu ve biz bunu kendimize yediremiyorduk. O kadardık işte, o kadar ki veled-i zinalar olarak düşmanın gözleri içerisinde dipsiz bir kuyudan bakmaya cesaret edemeyen ancak yine de vazgeçmeyen kurtlar gibi bakıyorduk.

Kurtlar ürürdü, biz ise ağlıyorduk. Kurtlar ürürdü biz ise çok ağlıyorduk ah nasıl hatırlıyorum o kış gibi geçen günleri ve onların yağız delikanlarını birer domino taşı devrilen devasa gövdeleriyle nasıl ki onlar yığıldıysa gözlerimiz önüne ben de o kadarıyla hatırlıyorum ki o genç Hollandalı buraya gelmişti ve namusu için ellerini kana boyamış ve soysuz düşmanımız Franco’cu generaller tarafından da öldürülmüşlerdir. Franco İtalya’daydı ancak bütün sülükleri burasının kanını emmeye devam ediyordu. İt ürüyordu ve biz de yolumuza bakmaya çalışırken.

-David, dikkat.

-Bessie.

Meleklerle konuşuyordum, meleklerle konuşuyordum ve yanaklarım al aldı. Daldan yeni koparılmış bir elma gibiydi yanaklarım ve ben 3 gündür aç cephede barikatta bekliyordum. Cephede barikatta beklemek sıkıntılı bir iştir, ben de bu işi yapıyordum. Yalnızca tek bir farkı vardı, bizim iş çoğu çatışma kahramanlıklarından hem daha zor hem de çok fazlasıyla kolaydı. Ani ve de hazırlıklı danslara karşı tepkisel olmamamız ve de aynı zamanda kıç büyütmesini sevmemiz gerekiyordu. Oturduğu yerde orada öylece saatlerce ne olursa olsun bekleyebilmek herkesin yapabildiği şeylerden biri değildi sonuçta.

Ancak bu ağabeyiniz David sonuçta bir genç Hollanda’lı olduğundan olduğu yere mıh gibi çivilenmiş bir şekilde yalnızca göbeğinin ve Gödelyen bir ahlakın değil aynı zamanda da diyalektik düşüncenin mütehassısı bir de tıp doktorluğu öğrencisiydi. Bir tıp doktoru öğrencisi olarak aynı zamanda da ona tepkili olmayı da unutmuyordum tabii. Barikatta dişlerinizi fırçalayamazsınız.

-David, ağzın kokuyor.

-Evet Bessie, öyle.

-Çeşmeniz yok mu?

-Hayır sanırım yok.

-Su için para vermeyi sevmiyorsun değil mi?

Ve bu şekilde aynı anda konuşmalar ve düşünceler beynimin içerisinde döner dururken birden bir patlamayı yaklaşık 400 metre ötemde duyar gibi oldum. Olsun, varsın insanlar ve de bir çok nöbetçi kaçışsındı. Bir önemi var mıydı yani, biz burada devriyemizi bekleyip üzerimize düşeni yaptıktan sonra kaçmak en son bize düşerdi. Ancak, kaçtığınız zaman da gerçekten çok hızlı olmalıydınız. Çünkü sizin gerçekten kim olduğunuzu kestirebilecek kadar kahrolası çocuğuydular.

Bu şekilde ki yazlar kışları ve kışlar sonbaharı ve bahar da tekrardan yaz aylarının kapılarını kolladı ve devriye gezmek yalnızca bize değil bizden genç ufacık gençlerin bile düşüncelerinden biri oldu, aynı zamanda devriye gezmenin de bir adabı vardır. Yağlı yemek yemezsiniz, ağır yemek yemezsiniz. Kafayı güzellemek sık sık başvuracağınız bir yöntem olacağından asla ve kat’a sarhoş olmaya hakkınız yoktur, oturursunuz ve sessizce içkinizi zıkkımlanırsınız. Bunların hepsi ücrete tabiidir yani anlatabiliyor muyum? Ben, David en azından ki bunu bilir bunu söylerim, at kaçırmak da bizim oralarda yasaktır yani. Biraz benzeriz birbirimize, hepimiz en nihayetinde insan değil miyiz sonuçta.

Ve en nihayetinde büyük Taarruz’un günü geldiğinde hepimiz ayakta ve dimdik oradaydık. Hepimiz oradaydık çünkü orada olmamız gerektiğinden mi, gezegensel bir gereklilik hissettiğimizden ve daha sonra ancak daha sonrasıyla anlayabileceğimiz kimi bilinmez sebeplerden mi bilmiyorum. Ancak şunu biliyor musunuz, dünyada her ülkede her ülkeden getirilmiş tohumlarla dikilmiş ağaçların olduğu tek bir Ülke vardır. O da İspanya’dır. Ovaları dar ve düzdür ve kalın gülen insanları vardır. Halkının ağzı dolu ve de küfürbazdır.

Anasını satayım ki benim de öyle, o yüzden bu mektubu da burada kesiyorum Bessie.

-Hayatım, kendine iyi bak.

Sen de öyle. Sen de öyle İspanya, sen de öyle anavatan. Anayurt, İspanya.

13.10.2013

Advertisements