Aside

Gisele Bûndchen ve Yazlıkçıları

Yazlıkçıları, bettabii ki bütün bir Özal Hafriyat’ı sırasınca çokça gündemde olmuş ve münhasıran da gündemde tutulmuş olan pek güzide bir Memleke-i meselelerimizden olarak, yine bir gündeme getirilmesinden öte, gündemde tutulunamıyor olmasına belki bir göz atabiliyor olmak, sanıldığından da önemli bir mevzuu gibi görünebilir. Ancak biz yine de meseleyi biraz “hafif” tarafından alarak, diyebiriliz ki belki de, yazlıkçılar, her zaman ki ellerinde kitapları ve güneşlenmeye hazır ve de nazır vücûtları ile, bütün bir Türk Köylüsünden ziyade, Türk Köylüsüsün nazarında her daim bulunan Türk sûfa-il’u fainun (terim Cihat Burak abimize aittir) encamının vitrinine ne gibi tansılar ve akisler düşürüyor olmaktadır.

Eh, şimdiki haliyle ki bu türden bir durum, yalnızca Özal Hafriyatının bir inşaat artığından önce bir inşaat malzemesinin ihracı hususu olduğunu anlamakta yarar var, bu fotoğraflarda da görülebildiği gibi dış Mikraklar bizi her zaman kollamaya ve bizi Yazlıkçıdan da öte öncelikle ve bikes en bir gayrı-tabii haliyle ki hamamcı yapıyor olarak, diyebiliriz ki, Giselle Bûndchen ablamız, Bodrum’a değil, bodrum çünkü Yazlıkçı semti değil ancak öncelikle ki bir bütün bir Kıyı hukukunu mevzii ve müdafaa eden güzide semtlerimizdendir ancak ki, eğer Başakşehir hususuna gelecek olursak bir yazlıkçı kıvamının hem de kentin en bakir sayılamayacak da olsa, diyebiliriz ki üretim ilişkilerini ve onun çelişkilerini de hususen düşünmemek için ekstrasından bir çabayı şöyle bir kapak açılabilecek bir güzelce şalgam suyu nêvinden bir yer olduğundan, bu fotoğraflar yalnızca Türk fotoğraf Tarihi açısından önemli değil, çünkü bir Fotoğrafın yalnızca ki Türkler tarafından çekiliyor olması onu önemlice yapmaz, ancak bütün bir Türk Fotoğraf tarihinin genel anlamıyla fotoğraf denen hususa ne gibi ettiğinden de öte, Türk fotoğraf Tarihi vasfıyla anılan şeyin encamının dışarıdan bakıldığında, aslen, hani Oğuz Atay’ın şu meşhur paltolu öyküsünde olduğu gibi nasıl da tersinden de öte yazlacana düzünden de görülebildiğini algılayabiliyor olmak için önemlidir.

Hah, şimdi asıl soru şudur, Oğuz Atay’ın aklına düştüğü haliyle ki, Büyük Taarrüz, esasiyle ki kaç senesinde olmuş değil kaç senesince olduğurulmuş değil ancak kaç senesinde, artık çok da Büyük bir Taarrüz olmayabileceğinin de kabulünü bu kabulün tevazuuna ekleyerek ve eklemlenme halinde ki kendi büyüklüğünü bir gedik anı olarak kabul ettirerek Alman kadınlarını, artık ki yalnızca ve sîhhen Çanakkale kıyılarından izleniyor olmaya başlanmıştır.

Eh tabii bu sorunun yanıtına ilk olarak Özal dönemi fotoğrafçılığının güzide eserleri gelecek olan birinin, Adorno’nun deyimiyle Kültür Endüstrisinin “aynı zamanda hem müstehçen ve hem de ahlakçı” karakterini, ahlaklı olmak hilafına bile olsa küfür mekâmından elmekan değiştirebileceği de unutulmamalıdır. Yani soru şudur arkadaşlar: Giselle Bündchen bizi, görebiliyor mudur, değil; Giselle Bündchen bize, bakalabiliyor mudur değil ancak, Giselle Bündchen’e baktığımız takdirde ondan gayrı kalan şeyin fotoğraf encamında bir yansısını, bu güzide Fotoğraflarda görmek mümkün müdür? Bu ki bir bütün Türk fotoğraf tarihinin karakterini ve kaderini olmasa bile gidişhatını belirleyebilecek kerterizdeki bir kerkenezce görünebilecek, ancak kerevizin faydaları malumca olduğundan yedirilmesinde de sakınca olamayabilecek bir husustur.

Yanisi şudur, Ginselle Bündchen, bu fotoğraflarda, bu fotoğrafları o sırada çekiyor olan Fotoğrafçı şahsına ne gibi bir şiddet uygulamaktadır. Güzelliğiyle mi, cazibesiyle mi, panter hususundaki bakışları ve youğun göz mimiklerindeki anlamlı geçmişenzgiz hülyalarla mı? Hayır, en niyahetindeki Bündchen burada, en temeliyle kendisini içerisinden sunuyor olduğu görünme (phenoména) içerşinden bir şiddeti temin ederek, diyebiliriz ki Model olmak gibisinden bir meslek varsa eğer, ve bu meslek kimi model özentisi üçüncü şahısların rezilane fotoğraflarıyla yozlaştırılmamışsa eğer, bir kedi kavgasına dönebilecek hususta önemlice bir mesele bile sayılabilir.

Yani, bu fotoğraflardan yalnızca husulen şöylece bir tanesinde kitabını okuyan bir insan olarak Bündchen, aslen arka taraftaki telefona bakarken bir yandan da miyavlıyor da olabilirdi. Ve bu anlamıyla ki, esasen evin içindeki küçük kızın isyanından ziyade, ev sahibinin kendisine de verilecek olan bir yatay eleştiriyi burada da bulabiliyor olabilmek mümkündür. Yani, Bûndchen’in kendi masalsılığının bir masalcılılık hilâfına bile olamayarak değil ancak, hizmetçi kızın fantézisinin hilafına da olabilecek bir şekilde ki hizmetçi kız fantezisinin faydalarına ve olumluluklarına bile değil ancak Fotoğraf çekilen kişi tarafından verilebilecek olan kimi cevazların, yani tetikçinin tetiğini çektirtebilecek olan şahısların o fotoğrafları husulen kendilerine ve kendi zevklerine de göre çektirtebiliyor olduğunu; yani sanatçı vasfında elinde dolaşmakta varzeden bu encamı kataloğun çok da Marx’ın “ve İşçi böylelikle ki, Üretim araçlarının ayrılmaz bir parçası haline gelir, ve bu haliyle aynı o ünlü hikayedeki gibi her İşçi bir Makinenin, Bir Gövdenin, belli bir uzvunu oluşturmak üzere parçalanmış halde oradadır” lafzını hatırlatırcasına. Diyebiliriz ki, esasen, Efendisinin isteklerini yerine getirmeye haiz ve haziz bir insan müsveddesi de olabileceğini tahayyül ederek, cazibesinin o ayrılmaz silahlarını o pek de sevilmeyecek tombul olmaya da bilen yüzüyle ve şaşmaz şekerliğiyle, diyebiliriz ki haliyle, çokça güzel de olabilen bir kadın olabilir.

decorative

Eğer ki kelebek Mobilya önünde değil de uyduruk Alman malı dekoratif mutfak eşyaları ve Mimarisinin önünde poz vermemiş olsaydı, yani ki fotoğrafın kendi üzerine kurulmuşça olduğu arkapılanı haddinden daha fazlasıyla da göz önünde bulundurabiliyor olma eylemini bir sektoşa uğratabilseydi ki, bu, esasen Giselle Bûndchen’in ilk fotoğrafında yapmış olduğu şeylerden de biridir. Yani, Gövde’nin, makine tarafından bir uzuva dönüştürülmeye çalışılan bu Başla beraber Döv(de)nin ayrılışına  ve ayrılayamayışına da dair fikri, en bir encamın güzelce düzlemselleştirilmesi ve Bünchen’in bir seks halinden (sexualité) bir zevks haline dönüşme halinin (sexuality) bir sfenks (séxuoaliten) haline dönüşmesi hususundaki ince bir ayrım, hemencecik göze çarpmaktadır. Yani Alman kadınının kabalığı hususu.

Bu da denilebilir ki bu kabalıkla, Giselle Bûndchen, eh geçtiğimiz senelerde de evlilik gadrine uğramış bir şahıs olarak diyebiliriz ki zaten meslek hayatı boyunca da hiç bir zaman evliliğin faziletli de birşey olmayadabileceğini parmağından çıkartabilecek bile olsa da aklının bir taraflarından hiç bir zaman çıkartmamış olarak diyebiliriz ki, bu en temeliyle ki Cepheden çektirdiği fotoğraflarda (ki dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de Giselle’in Grek estetiğine fazlaca belki de içinde kalmış olmayabileceğinden de ötürü diyemesek bile bir şekliyle etsilliğe mesafeli olmasından gelecek olan duyarlığıyla hiç bir zaman ya da belki de pek az çektirdiği profilden fotoğraflarıyla) denilebilir de ki bu Üç fotoğraf, ilki 1994, ikincisi 1999 ve sonuncusu da 1984 senesinde çektirtirilmiş olarak, yalnızca bir Modelin meslek işliği boyunca nasıl bir evrimi sürdürebileceğini değil ancak kendi görüngizahlığının da yoğunluğunu ve sağlamlığını da koruyarak nasıl bir ev hanımı rolüne de hazırlanamıyorca bile değil ancak, hazırlanabiliyor da olunabileceğine dair fikri pek çok meslektaşının vasfında saklı tutarak diyebiliriz ki Modeller arasındaki asgari bir örgütlülüğü de temin etmiş ve diğer pek çok meslek arkadaşının da âksine, hani bu mesleğin de haddi bilindiği üzere 34 yaş olmasına rağmen meslek işlerliği bittikten ya da en azından bir kenarda bekletiliyorca olunduktan sonra dahi bir Şarap gibi olmasa bile bir kenarda bekletilen buzlu bir viskinin erimiş sularının; başta sürekli bir yudum almakta ısrar eden şahıs garip gelebilecek olsa da Scotch değil de mısır viskisi içebilen bir vatandaşın, bir süre sonra bu hafif ılımış viskiyi bir kenarda yuvarladığını bulup da bulabileceği tâkdirde en temel düstûrlarından biri de budur. Viski, ılımış da olabilirdi. Yani, beni ılıkken de yer miydin, diye sormaz bir Sosisli börek. Ya da beni sıcakken yuvarlamaz mıydın diye sormaz bir Hamburger; daha ziyade soğumuş bir sandviç der ki, beni buz gibi olmadığımda da yiyebilir miydin?

Yiğit İnceli

20.07.2013

Alman Kadını

Alman Kadını

Bûndchen

Bûndchen

Advertisements